
5 OCAK 2025
Bu hafta sonu nereye gitmeliyim diye düşünüyordum. Aklıma Ceyhan tarafına gitmek geldi. Google’da Ceyhan tarihi yerler yazdığımda karşıma birkaç yer çıktı. Kazankaya kalesi, Hitit Kabartması, Durhasan Dede türbesi… Bu aralar hava yağmurlu olduğu için Kazankaya Kalesi gezisini başka bir zamana erteledim. Bari dedim Hitit kabartmasını görelim. Yanıma arkadaşımı aldım. Optimum’dan arkadaşımı alarak Ceyhan, Sirkeli köyünün yolunu tuttuk. Sirkeli köyüne varmamız yaklaşık bir saat sürdü. Yol çok tanıdık geldi. Sanki daha önce yolculuk etmiş gibiydik. Sonra karşımızda Yılan Kalesi belirince anladık yolun neden tanıdık geldiğini. Çokçapınar köyü tabelasını gördük. Bu köyü geçtikten sonra sağ tarafımızda seralar gördük. Bu seralarda topraksız tarım yapılıyormuş. Bu uygulamanın ülkemizde yaygınlaşması gerekir. Çünkü nüfus artıyor ve nüfus arttıkça ev yapmak için arsalar kullanılıyor.
Yukarıda bahsettiğim köyü geçtikten sonra Sirkeli köyüne geldik. Köye girmeden tren raylarının üzerinden geçmiştik. Biraz ilerledikten sonra gözlerimiz bakkal aradı. Bir evin önünde duran insanların yanına geldik. Bakkalı sorduk. Caminin yanından girmemizi söylediler. Bakkalı orta yaşlarda bir hanımefendi işletiyordu. Bakkaldan alışveriş yaptıktan sonra. Bakkala “buralarda tarih bir yer varmış nasıl gidebiliriz” diye sorduk. Bakkal da bize “tren yolunu geçtikten sonra sağ tarafta kalan tepenin orada” olduğunu söyledi. Geldiğimiz yol istikametinde devam ettik. Bir köprü üzerinden geçerken geçtiğimiz köprüye paralel olarak kemerli bir şekilde inşa edilmiş başka bir köprü gördük. Köprü yapı itibariyle eskiye benziyordu. Köprüyü geçtikten sonra karşıdan araba geliyordu. Arabanın camından elimi çıkararak karşıdan gelen arabaya el ederek durdurdum ve aradığım yeri sordum. Sorduğum kişi Yumurtalıklı çıktı ve pek bilmediğini söyledi. Sonra karşımıza motosikletli biri çıktı. Bu sefer motosikletliyi durdurdum ve ona sordum. Sorduğum kişi aradığım yere bekçilik yapan kişiymiş. Sağ olsun bizi gideceğimiz yere götürdü. Tel örgülerle çevrili bu yerin kapısını bize açtı açmasına ama içeride inekler otluyordu. Nereden girdiklerini düşünürken bir de baktım ki tel örgüler yer yer sökülmüş ve sökülen yerlerden içeri girdiklerini düşündüm. Görevlinin isminin Ömer olduğunu öğrendim. Ömer Bey bize Dünyanın ilk yazılı antlaşması olan Kadeş Antlaşmasının burada imzalandığını söyledi. (Tabi bu bilgi doğru değil çünkü antlaşmanın ismi imzalandığı yerden gelmektedir) Göreceğimiz yere giderken Ceyhan Nehri de yanımızda usul usul akıyordu. Kabartmaları görebilmek için tahtadan köprü yapmışlar. Ömer Bey karşımıza çıkan ilk kabartmanın Hitit Kralı II. Muwattili’ye ait olduğunu söyledi. Ve bu kabartmanın üstünde oyulmuş bir yazıyı gösterdi. Az ileride ise II.Muwattili’nin oğluna ait olan bir kabartma vardı ama kabartma diğeri kadar belirgin değildi. Ömer Bey, II. Muwattili’nin oğluna ait olan bu kabartmanın neden net olmadığını bize anlattı; çünkü II. Muwattili, oğlunun kendi yerine tahta geçeceğini düşündüğünden oğlunun kabartmasını sildirmiş. Aynı yerde ise bir de tabela bulunmaktaydı. Tabelaya göre Anadolu’nun en eski kabarması Sirkeli höyükteki bu kabartmadır. Biraz önce bahsettiğim oyulmuş yazı ise yine bu tabelaya göre Luwi hiyeroglif yazısıyla Muwattili’nin ismi yazmaktadır. Yine bu tabeladan öğrendiğimize göre II. Muwattili’nin Kadeş Savaşını II. Ramsey’e karşı kazandığı da yazıyordu. Ömer Bey bizi buradan sonra yukarı çıkardı. Yukarı kısımda arkeolojik kazı alanı vardı. Ömer Bey’in dediğine göre bu kazıyı İsviçre Bern Üniversitesi yürütmekte. Ayrıca çeşitli ülkelerden öğrenciler buraya incelemede bulunmaya gelmişler. Üst kısımda Yılan Kalenin manzarası görülmeye değerdi. Bastığımız kaya üzerinde oyuklar bulunmaktaydı. Ömer Bey’in dediğine göre bu oyular birer sunaktı. Ömer Bey gelirken gördüğümüz köprüyü sorduk. O köprünün Bağdat demiryolu için Almanlar tarafından yapıldığını öğrendik. Tabi köprü bizde merak uyandırmıştı. Buradan ayrıldıktan sonra köy istikametinde hareket ettik. Sağımızda bulunan köprüye doğru hareket ettik. Bu aralar hava yağmurlu olduğu için yerler çamurdu. Köprünün yanına yaklaştık. Köprünün altından geçen suya bakınca suyun berraklığından köprü altının beton olduğunu gördük. Ve Ceyhan Nehrinin fazla derinden akmadığını düşündük. Bu köprüden tren geçmesi için yapılmıştı. Ama biz oradayken tren denk gelmedi. Aslında buraya Hitit kabartmalarını görmek için gelmiştik ama köprüyü de görmüş olduk.
Adana içerisinde daha nice sırlar saklıyor bilmiyoruz ama gezerek öğreneceğiz.