
GURBETTE YAŞAYAN NİĞDELİLERE
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ………………………………………………………………………………………………………………………….….5
YAZARIN HAYATI……………………………………………………………………………………………………………………….……7
BİRİNCİ KISIM
EVLAD-I FATİHAN……………………………………………………………………………………………………….……9
MÜBADİL ve MUHACİRLER HAKKINDAKİ İDDİALARA REDDİYE…………………………………………10
MÜBADELE ve MÜBADİLLİK ÜZERİNE……………………………………………………………………………………………………………………..….11
DÖRDÜNCÜ KUŞAK MÜBADİL GÖZÜNDEN BOR’DA MÜBADİLLER VE YERLİLER ARASINDA YAŞANAN KÜLTÜRLEŞME………………………………………………………………………………………………..14
İKİNCİ KISIM
A…………………………………………………………………………………………………………………………………….17
B…………………………………………………………………………………………………………………………………….18
C…………………………………………………………………………………………………………………………………….20
Ç…………………………………………………………………………………………………………………………………….20
D…………………………………………………………………………………………………………………………………….21
E……………………………………………………………………………………………………………………………………..22
F……………………………………………………………………………………………………………………………………..22
G…………………………………………………………………………………………………………………………………….23
H…………………………………………………………………………………………………………………………………….24
J……………………………………………………………………………………………………………………………………..24
I……………………………………………………………………………………………………………………………………..24
İ……………………………………………………………………………………………………………………………………..25
K…………………………………………………………………………………………………………………………………….25
L…………………………………………………………………………………………………………………………………….27
M…………………………………………………………………………………………………………………………………..28
N……………………………………………………………………………………………………………………………………29
O……………………………………………………………………………………………………………………………………30
Ö……………………………………………………………………………………………………………………………………30
P…………………………………………………………………………………………………………………………………..30
R…………………………………………………………………………………………………………………………………..32
S…………………………………………………………………………………………………………………………………..32
Ş…………………………………………………………………………………………………………………………………..33
T…………………………………………………………………………………………………………………………………..34
U………………………………………………………………………………………………………………………………….35
Ü………………………………………………………………………………………………………………………………….35
V………………………………………………………………………………………………………………………………….35
Y………………………………………………………………………………………………………………………………….35
Z………………………………………………………………………………………………………………………………….36
SONUÇ………………………………………………………………………………………………………………………..37
ÜÇÜNCÜ KISIM
FOTOĞRAFLAR…………………………………………………………………………………………………………….39
KAYNAKÇA…………………………………………………………………………………………………………………..64
ÖNSÖZ
Günümüzden yaklaşık yüz yıl önce Osmanlı Devleti’nin evlad-ı fatihan olarak nitelendirdiği atalarımız hüzünlerini, neşelerini ve anılarını çok sevdiği topraklarda bırakarak “aç kardaş kapılarını biz geliyoruz” diyerek ana vatan Türkiye’ye göç etmişler.
Atalarımız Osmanlı Devleti’nin şanlı ordusu gelmeden önce orduya ve devlete hizmet olsun diye yol ve köprüleri tamir etmişlerdir. Balkanlar atalarımız sayesinde yüzyıllar boyunca Osmanlı Devleti’nin egemenliği altında kalmıştır. Gelenek ve göreneklerimiz insanlığa hep örnek olmuştur. Bundan dolayıdır ki Balkan milletleri Fransız İhtilali’ne kadar Osmanlı Devleti’ne sadakatle bağlı kalmışlardır.
Anneannem ve babaannemden dinlediğim hikayelerde bizimkiler Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Balkanlarda pek de rahat bir hayat sürmemişler. Oradan gelen büyüklerimiz Osmanlı Devleti’nden ayrılan ülkelerin askerleri tarafından gördükleri ev baskınlarına, zulümlere ve türlü zorluklara şahit olmuşlar. Balkanlardan gelenler geldikleri yerlere özlem duysalar da Türkiye’yi hep cennet olarak görmüşlerdir. Bundandır ki büyüklerimiz Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak ülkenin kurucu kadrosundan bahsederken hep hayırla yad etmişlerdir.
Ana yurda gelirken sadece kendilerini getirmemişler. Kültürlerini, yemeklerini, manilerini, türkülerini, zanaatlarını, giyim tarzlarını ve insanın kulağına hoş gelen konuşmalarını da getirmişler.
Atalarımız önceki yaşadıkları coğrafyada öğrendiklerini yeni geldikleri yerde yaşayan soydaşlarıyla paylaşarak Niğde’nin ekonomisine katkı sağlamışlardır.
Gelen muhacirler kendilerine verilen toprakları işlemişler ve kimseye muhtaç olmadan şerefli bir hayat sürmüşlerdir.
Balkanlardan ana vatan Türkiye’ye gelmek kolay olmamıştır. Uzunca bir yolculuktan sonra ana yurda gelmişler, gelirken de yolda ölenler ve sakat kalanlar olmuştur.
Elinizdeki kitapta bizden önce ahirete intikal eden Balkan muhacirlerin günlük hayatta kullandıkları kelimelere yer verilmekle birlikte bazı yemek türlerinin yapılışından kısaca bahsedilmiştir.
Niğde Balkan Türkleri üzerine çalışma yapan Sayın Sedat Çağlar Beyefendi ile birlikte otururken Niğde Muhacir Sözlüğü üzerine çalışma fikri ortaya çıktı. Bu kitabın hazırlık aşamasında hem Sedat Bey’den hem de eserlerinden faydalandım. Kendisine teşekkür ederim.
Kitabın hazırlık aşamasında yardımlarını esirgemeyen; annem Nesrin Biltekin Hanımefendi’ye, anneannem Perihan Adıyaman Hanımefendi’ye, Niğde basınından Necmi Pişkin Beyefendi’ye; Kavuklu köyünden Meltem Şahin Hanımefendiye ve Nasıf Duru Beyefendi’ye; Yeşilburç köyünden Muhtar Cihan Tuna Beyefendiye ve Nuran Kartal Hanımefendi’ye; Konaklı beldesinden Özge Gündoğdu Hanımefendi’ye teşekkür ederim.
Kitabın basımı için sponsorluğu üstlenen değerli hemşerimiz Dr. Burhanettin Demircioğlu Beyefendi’ye teşekkür ederim.
Bu çalışmamız tarihçi ve dilcilere faydalı olması dileğiyle.
Bu yazıya Çarıklı köyünden Romanya Silistre muhaciri olan Salim Okurlar amcanın bir dörtlüğünü eklemeyi uygun buldum:
Suçumuz Türk olup Müslüman olmak
Bize haram oldu burada kalmak
Türkiye’ye gidip oralı olmak
Geliyoruz kardeş aç kapıları
Osmanlı Devleti’nin aziz yadigarı olan evlad-ı fatihanı hayırla yad ediyorum.
Yusuf Biltekin
YAZARIN HAYATI
Yusuf Biltekin 19 Haziran 1988 yılında Niğde’nin Bor ilçesinde doğdu. Yusuf Biltekin’in büyük dedeleri 1925 yılında Yunanistan’ın Kesriye şehrinden gelmişlerdir. İlkokulu Bor Zafer Okulunda orta okulu Fahri Kirt İlköğretim okulunda liseyi Şehit Nuri Pamir Lisesinde tamamladı. Üniversiteyi ise Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünde okudu.
Yazar kendi memleketinde uzun yıllar özel sektörde öğretmenlik yaptıktan sonra 2023 yılında Adana’nın Karataş ilçesine öğretmen olarak atanmıştır. Yusuf Biltekin başta kendi memleketi Niğde olmak üzere Aksaray, Nevşehir, Kayseri ve Adana’nın köylerini gezip not tutmuştur.
Yazar Niğde’nin tarihi ve turistlik yerlerini tanıtmak için yerel basında programlar yapmış ve çeşitli gazete ve dergilerde yazıları çıkmıştır. Ayrıca TRT Çukurova Radyosuna telefonla bağlanarak Niğde’nin tanıtımına katkı sağlamıştır. Yusuf Biltekin öğrencilik yıllarında Kayseri’de yayın hayatına başlayan Bilgi Yurdu Dergisinde tarihle ilgili yazılar yazmıştır.
Yazar “Niğde’yi ilk önce tüm Niğdelilere daha sonra tüm Türkiye’ye en son ise tüm Dünya’ya tanıtmak” gayesiyle yola çıkarak sırasıyla Niğde Sözlüğü, Niğde Yöresi Efsane ve Hikayeleri ile Niğde Seyahatnamesi kitaplarını çıkarmıştır. Ayrıca Şegaf isminde bir romanı olup yazdığı kitapların ikisi tükenmiştir. Yazar bitirme tezi olarak Azerbaycan’ın kurucusu Mehmet Emin Resulzade’nin Asrımızın Siyavuş’u adlı eseri eski alfabeden günümüz alfabesine çevirmiştir. Bu çeviriyi kendi isteği ile yayınlatmamıştır.
Yazar Osmanlıca’yı çok iyi bilip Niğde’deki birçok mezar taşını günümüz alfabesine çevirerek kendi sosyal medyası ve yerel basında paylaşmıştır. Hatta Rumlardan kalma mezar taşlarını çevirterek Niğde tarihine katkı sağlamıştır.
Yusuf Biltekin Adana’ya yerleşmeden önce Niğde’nin Bor ilçesinde bir dehliz keşfederek Niğde’nin arkeolojisine hizmet etmiştir.
Yazar şu an Adana, Mersin ve Hatay’ın tarihi ve doğal güzelliklerini gezerek notlar almaktadır.
BİRİNCİ KISIM
EVLAD-I FATİHAN
Osmanlı Devleti, Balkanlarda yapmış olduğu gaza ve cihat politikasının kalıcı olması için Anadolu’da bulunan seçkin aileleri iskan siyasetine tabi tutarak Balkanlarda fethettiği yerlere yerleştirmiş ve buralarda yüzyıllarca kalıcı olmuştur. İskan siyaseti Osmanlı Devleti’nin Balkanlarda fethettiği yerlere Anadolu’daki Türk aileleri Balkanlara getirtip yerleştirmesidir. İskan siyaseti uygulanırken iskana tabi tutulacak aileler seçkin aileler ya da husumetli iki aileden bir diğeri olarak seçilmiştir. Zamanla burada yaşayan kişilere evlad-ı fatihan denmiştir.
Evlad Arapça bir kelime olup veled kelimesinin çoğuldur. Fatihan kelimesi de Arapça feth kelimesinden gelmekte olup Farsça bir tamlama oluşturup Fatihlerin Soyu anlamına gelmiştir[1]. Evlad-ı fatihan kavramı Osmanlı Devleti’nde özel bir teşkilat altına alınmış olan Türkmen veya Yörük toplulukları için XVII. yüzyıl sonlarında kullanılmaya başlanmıştır. Yaşadıkları yerlerin adlarıyla anılan bu yörük gruplarının belli başlıları: Ofçabolu Yörükleri, Selanik Yörükleri, Vize Yörükleri, Naldöken Yörükleri, Tanrıdağı (Karagöz) Yörükleri, Kocacık Yörükleridir. Bunların sayısı hakkında bilgi veren kayıtlar da tutulmuştur. Batı yönlü fetihlerin artmasıyla Rumeli’ye göç ettirilen yörüklerin sayısında artış meydana gelmiştir. Bundan dolayı yörükler askeri teşkilata alınarak ayrı bir kanuna ve düzene tabi tutuldular. Avrupa’daki sürekli savaşlar, tımar sisteminin bozulması, ekonominin bozulması ve yeni askeri yapılanmaların ortaya çıkması yörüklerin dağılmasına neden oldu. Fetih ruhunun yeniden canlandırılması ve insan gücü elde etme amacıyla 1691 yılında yörük grupları atalarının Rumeli’nin fethinde yaptıkları hizmetten dolayı evlad-ı fatihan adı altında Rumeli’nin sağ, sol ve orta kolunda yeniden teşkilatlandırıldı[2].
Rumelilerin çoğu Konya’dan gelmiştir. Mersin, Niğde, Aksaray, Karaman ve Antalya’yı içine alan Konya vilayeti Türkiye Selçuklu Devleti’nin saltanat merkezi olduğu için içerisinde büyük bir Türk nüfusu barındırıyordu. Orhan Bey’in Çimpe Kalesini almasıyla ilk kez Rumeli’ye geçilmiş ve Rumeli’ye ilk göç Sultan I. Murat Hüdavendigar zamanında olmuştur. Serez’e Manisa yörükleri, Filibe’ye de Aydın yörükleri yerleştirildi. Sultan II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet zamanında Karamanoğulları Beyliği ile yaşanan mücadeleler sırasında birçok Türkmen, Konya, Karaman ve Ankara civarından göç ettirildi. Göçün teşviki için bunlara ayrıcalıklar tanınarak tımarlar verildi. Yıldırım Bayezid, Bulgarlardan fethettiği Dobruca’yı Karadeniz’den getirttiği Kırım Tatarlarını yerleştirmiştir. Göç ettirme sadece Anadolu’dan olmamış Karadeniz’in kuzeyinden de olmuştur. Böylece zamanla Rumeli’ye yerleşen Tük nüfusu milyonu aşıp o coğrafyanın tamamına yayılmıştır. Müslüman Arnavut, Boşnak ve Rumların arasında kalanlar onların dillerini benimsemiştir[3].
Yaptıkları görevden dolayı, Osmanlı Devleti olağanüstü durumlarda aldığı avarız vergisinden muaf tuttuğu evlad-ı fatihan zaman zaman durumlarını aşacak vergi talepleri dolayısıyla yerlerini terk etmişlerdir. 1704-1708 yılları arasında yapılan yoklamada Niğbolu ve Silistre’de bulunan 2311 nefer piyadeden 240’ının vefat etmiş, 116’sının fakir düşmüş, 635’nin de kaçmış olduğu tespit edilmiştir. Bundan dolayıdır ki 1707 senesinde evladı- fatihan askerlerine zulmedilmemesi ve vergilerin eski usul toplanması emredilmiştir. XIX. Yüzyıl ortalarına kadar evlad-ı fatihan teşkilatı devam etmiş ve yeni düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Tedbirler alınmasına rağmen bu tedbirler yeterli olmamış evlad-ı fatihan grupların dağılması önlenememiştir. Gülhane Hattı Hümayun ile birlikte askerlik vatan görevi haline gelmiş böylelikle evlad-ı fatihana askerlik ve vergi yükümlülüğü getirilmiştir. Böylece evlad-ı fatihan teşkilatı ortadan kaldırılmıştır[4].
MÜBADİL ve MUHACİRLER HAKKINDAKİ İDDİALARA REDDİYE
Toplumun bazı kesimi doğru bildiği halde mübadiller hakkında özellikle yanlış söylemlerde bulunmaktadır. Mesela mübadillerin Anadolu’dan Yunanistan’a göç eden Rumların Anadolu’da kalan taşınmaz mallarına sahip olduğudur. Bu bilgi doğrudur ama eksiktir. Çünkü buradan giden Rumlar da, bizim Yunanistan’da kalan taşınmaz mallarımıza sahip olmuştur.
Bir diğer yanlış bilgi ise; Balkanlardan gelen Türklerin, Türkiye Cumhuriyetinde yüksek mevkilere getirildiğidir. Bu bilgi de kısmen doğrudur ama eksiktir. Çünkü Balkanlar’dan gelen mübadil ya da muhacirler özel olarak bir göreve getirilme yerine mübadil ya da muhacir olduklarına bakılmaksızın girdikleri sınav ya da mülakattaki başarılarına göre bir mevkiye gelmektedirler. İnanın bu söylemler doğru olsa muhacir ya da mübadillerin tuttukları takım bir tane gönül verdikleri siyasi parti bir tane olur ve iddia edilen gizli güçlerini kullanarak her yıl tuttukları takımı şampiyon yaparlar gönül verdikleri siyasi partiyi her seçimde iktidara taşırlardı. Bu söylemler kıskançlık ve fesat düşünce sonucu ortaya çıkmış olup ne dinimizle alakası vardır ne de tarihi belgelerde böyle bir şeye rastlamak mümkündür. Bu aslı olmayan uydurma fikirler dindaşlarımızdan gelmesi bizleri hayli üzmüştür. Ayrıca mübadil ya da muhacirler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup bürokraside ve siyasette belli bir konuma gelmeleri kadar normal bir şey yoktur.
Balkanlardan özellikle Selanik’ten gelenlerin kökenlerinin Yahudi olduğu söylemi ise ayrı bir komedidir. Bu yanlış bilgi camide aynı safta namaz kıldığımız din kardeşlerimizden gelmesi bizleri üzmüştür. Bu yanlış bilgiyi bize yönelten din kardeşlerimiz “kim mümin kardeşine “Ey Kafir” derse, küfür ikisinden birine döner.[5]” hadisi şerifinden bihaber oldukları apaçık ortadır.
Başka bir komedi ise; Balkanlardan gelenlerin Rum kökenli olduğu saçmalığıdır. Ki böyle olsa Türk Milleti’nin sevincinde sevinmez, keder ve tasasında ise üzülmez tam tersi bir ruh haline sahip olurlardı. Yani bu durum genetikle alakalıdır. Muhacir ya da mübadillerin sarışın ve renkli gözlü olması bahsi geçen iddiada bulunanların onların Rum olduğu düşüncesine varmışlardır. Halbuki Yunanistan’da çok sayıda Rum olduğu halde esmer insanda bulunmaktadır.
MÜBADELE ve MÜBADİLLİK ÜZERİNE
26 Ağustos 1922’de başlayan Başkomutanlık Meydan Muharebesi başarı ile sonuçlanmış ve Yunan ordusu Anadolu’dan tamamen atılmıştır. 11 Ekim 1922 tarihiyle Mudanya Ateşkes Antlaşması ile birlikte Türk-Yunan savaşı sona ermiş ve itilaf devletleri Türkiye Büyük Millet Meclisinin varlığını tanımıştır. Ardında itilaflar ile TBMM hükümeti arasında bir barış antlaşmasının yapılması kararlaştırılmıştır. Gazi Mustafa Kemal bu antlaşmanın İzmir’de yapılmasını istiyordu çünkü Yunan ordusunun İzmir’de yapmış olduğu tahribatı tüm dünya devletlerinin görmesini istiyordu. İtilaf devletleri bu öneriyi dikkate almamış ve antlaşmanın Lozan’da yapılmasına karar vermiştir. İtilaf devletleri ayrı ayrı davet göndererek Ankara hükümeti ile İstanbul hükümetini Lozan Barış Konferansına davet etmişlerdir. İstanbul hükümetinin Milli Mücadele dönemindeki tavrı Ankara hükümeti tarafından hoş karşılanmamış ve İstanbul hükümetinin konferansa davet edilmesi Ankara hükümetinin canını sıkmıştır. Buna rağmen Sadrazam Tevfik Paşa TBMM hükümetine bir telgraf çekerek konferansta birlik beraberlik sağlanmasını istemiştir. Milli Mücadelenin başlarından beri Türk Milletinin temsilcisi olarak kabul edilmeyen İstanbul hükümeti, 1 Kasım 1922 tarihinde TBMM tarafından saltanatın kaldırılması ile son bulmuştur. Böylelikle sorun kökünden çözülmüş oldu. Lozan’a İsmet Paşa başkanlığında bir heyet gönderilmesi kararlaştırılmıştır. TBMM hükümeti Lozan’a gidecek heyetten Ermeni Yurdu ve kapitülasyonlar hakkında kesinlikle taviz verilmemesini istemiştir. Lozan’da bekleyen en önemli meselelerden birisi de nüfustu. Çünkü Balkan coğrafyası karışık bir hal almış ve büyük devletlerin müdahalesi ile içinden çıkılmaz bir duruma gelmiştir[6].
1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşmasına ek olarak yapılan sözleşme gereğince Türkiye Cumhuriyeti ve Yunanistan Krallığı’nın kendi ülkelerinin vatandaşlarını din esası üzerine zorunlu göçe tabi tutmuşlardır. Bu nüfus mübadelesi ile 1.200.000 Ortodoks Hristiyan Rum, Anadolu’dan Yunanistan’a 500.000 Türk de Türkiye’ye göç ettirilmiştir[7].
Rahmetli Prof. Dr. Turan Yazgan hocanın bir sohbetinde buradan giden Rumların Karamanlı Türkü olduğunu hatta kilisede ibadetlerini Türkçe yaptığını söylemiştir. Mustafa Kemal Atatürk’ün de bu konu açıldığında gözlerinin dolduğunu ve bu Karamanlı Türkleri gönderdiğinden pişmanlık duyduğunu ifade etmiştir.
Akşam Gazetesi yazarı Necmeddin (Sadak) Bey de Yunanistan’dan gelecek olan Türklerin Anadolu’ya gelmesine karşı çıkmıştır. Çünkü Türklerin, Yunanistan’da bir medeniyet kurduğunu bu medeniyeti terk edip buraya gelmelerinin doğru olmadığını gazetedeki köşe yazısında beyan etmiştir.
Anadolu’daki Rumlar da ülke ekonomisinin bel kemiği niteliğindeydi çünkü çeşitli meslek dallarında ustalaşmışlardı. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Türkler hep askere gitmiş askerden döndüklerinde ise meslek sahibi gayrimüslimlerin yanında çıraklık etmişlerdir. Niğde merkez ile ilçe ve köylerinde bulunan Rum evleri ve kiliselerini incelediğimizde Rumların taş ustalığında ve mimaride ne kadar ileri gittiklerini görürüz.
Türkiye nüfusunun yüzde 35-40 civarı muhacir olduğu tahmin edilmektedir. Balkanlardan gelen muhacirler Anadolu’nun çeşitli yerlerinde iskana tabi tutulmuşlar soydaş ve dindaşlarıyla birlikte yaşamaya başlamışlardır. Muhacirler ve yerliler acıda ve sevinçte birlikte hareket etmişler ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev almayı şerefli üniformayı üzerlerinde görmeyi şeref saymışlardır.
Mübadele ilk olarak Lozan Barış Konferansında 1 Aralık 1922 tarihinde dile getirilmiştir. Halkın iç içe geçmişlikten kurtarılması bölgede kalıcı bir barışın sağlanması hem Avrupa’nın yararına olması hem de iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için mübadelenin olması düşünülmüştür. Dr. Fridtjof Nansen’in Türkiye ve Yunanistan yetkilileri ile görüşmeleri ve yerinde incelemeleri sonucunda bir rapor hazırlamış ve bu raporu konferansta okumuştur. Trakya’da savaştan firar eden Rumlar Yunanistan’a sığınmış topraklar bakımsız kalmıştı. Halbuki Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türk nüfus bu toprakları işleyip ülke ekonomisine katkıda bulunabilirdi. Aynı zamanda bu durum ileride oluşabilecek sığınmacı problemini başlamadan bitirecekti[8].
Yunanistan, mübadelenin zorunlu olmamasını gönüllülük esaslı olmasını istemiştir. Bunun nedeni ise I. Dünya Savaşı sırasında Yunanistan’a bir milyon göçmenin sığınmasıdır. Göçmen meselesi Yunanistan’ı ekonomik olarak zor duruma sokmuştur. Dolayısıyla Anadolu’dan Yunanistan’a gelecek olan Rumlar Yunanistan’ı içinden çıkılması zor bir duruma sokacağı aşikardı. Lozan Barış Görüşmelerinde İngiliz Heyeti Başkanı Lord Curzon, İsmet Paşa’nın mübadelenin zorunlu olması fikrini olumlu karşılamış ama İstanbul Rumlarının mübadele dışı tutulmasını istemiştir. Lozan Barış Konferansına gözlemci sıfatıyla katılan Amerikalı Richard Child, Türklerin iyi iş insanı olmadığını ve azınlıkların Türkiye’den gönderilmesinin Türkiye ekonomisini zor duruma düşüreceği gibi bu insanların yerlerinden etmenin kimsenin hakkı olmadığını savunmuştur. Konferansa katılan bütün ülkelerin delegeleri sorunun bir an önce çözümlenmesini istiyorlardı. Ancak bir sorun vardı. O da yüzyıllardır İstanbul’da yaşayan ve İstanbul’dan ayrılmak istemeyen Rumların durumunun ne olacağı idi. 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalandığı yıl esas alınmak üzere bu tarihten önce İstanbul’a yerleşmiş Rumların “etabli” sayılması ve mübadele dışı bırakılması buna karşılık Batı Trakya Müslümanlarına da aynı seçeneğin tanınması öngörülmekteydi[9].
İkinci ve üçüncü kuşak mübadil ve muhacirlerle yaptığım görüşmelerde Osmanlı Devleti’nin kendilerine yurt olarak verdiği Balkan topraklarına hep bir hasret ve özlem olduğunu gördüm.
Anadolu’da yaşayan Rumlar ve Yunanistan’daki Türkler yerlerinden ayrılmak istemiyorlardı. Ama Lozan Barış Antlaşması gereğince yurtlarından edileceklerdi. 30 Ocak 1923 tarihinde “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Mukavelename ve Protokol” imzalanmış ve değişim konusunda anlaşma sağlanmıştır. Buna göre Anadolu topraklarına yerleşmiş Rum-Ortodoks dininden Türk uyrukları ile Yunan topraklarına yerleşmiş İslam dininden Yunan uyruklarının , 1 Mayıs 1923 tarihinden başlayarak mecburi mübadelesine başlanılacak bu kimselerin hiçbiri Türk hükümetinin izni olmadan; Türkiye’ye; ya da Yunan hükümetinin izni olmadıkça Yunanistan’a dönüp orada ikamet edemeyeceklerdi. İstanbul’da oturan Rumlar ile Batı Trakya’da oturan Müslümanlar bu değişimin dışında kalacaklardı[10].
“Mübadele Sözleşmesinin” yürürlüğe girmesi ile birlikte Anadolu topraklarına gelecek olan mübadillerin uyum süreci, iaşesi ve iskanını kolaylaştırmak için olağanüstü yetkilerle donatılmış bir kuruma ihtiyaç vardı. 20 Ekim 1923 tarihinde Mustafa Necati Bey yapılan seçimde 158 oy alarak Mübadele İskan ve İmar Vekaletine vekil olarak seçildi. 11 Aralık 1922’de bu vekalet lağvedilecek ve yetkilerini Dahiliye Vekaleti altında faaliyet gösterecek olan İskan Müdüriyet-i Umumiyesi’ne devredecektir. Kendisine verilen görevleri yerine getirmek için birçok yetki ile donatılan vekalet mübadillerin iskan işlemlerini gerçekleştirmek için ülkenin çeşitli yerlerinde on iskan mıntıkası (Sinop, Edirne, Balıkesir, İzmir, Bursa, İstanbul, İzmit, Antalya, Konya, Adana) oluşturuldu. Bu mıntıkaların tespitinde, mübadillerin kısa sürede üretici hale gelmeleri hususuna dikkat edilmiştir. 1923 yılı bütçesinden mübadele masrafları için 6.095.183 lira ayrılmıştır. Hükümetin bu işin içinden tek başına çıkması pek mümkün görünmüyordu bu yüzden hükümetin yanına bir ortak gerekliydi. Bu ortak Hilal-i Ahmer Cemiyeti (Kızılay)’nden başkası olamazdı. Mübadele esnasında cemiyet aşağıdaki görevleri yerine getirecekti:
Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelecek olan mübadiller için olağanüstü bir gayret göstermiş ve onların mağdur olmaması için imkanlar dahilinde her şeyi yapmıştır.
Mübadiller Türkiye’ye yoksulluk içinde gelmişlerdir. Bir çoğunun yaklaşık üç hafta yetecek kadar parasının olduğu ve üretimde kullanmak için hayvan ile alet ve edevatının olmadığı anlaşılmıştır. Mübadillerin yaşadığı bu farklı sorunlara ilaveten savaştan yeni çıkmış devletinde ekonomik zorluğu da tam bir felaket ortamına neden olmuştur. Niğde’de ikan sırasında yapılan usulsüzlükler haberi üzerine Emlak-ı Milliye Müdüriyeti bölgeye bir müfettiş görevlendirmiştir. Mülkiye müfettişi Ali Server Bey 1927 tarihli raporunda bölgedeki durumu şu şekilde özetlemiştir:
“Niğde vilayetine yerleştirilmiş göçmenler arasında firar edenler pek çoktur. En çok kaçaklar da Semendire[12], Kiçiağaç[13], Uluağaç, Hasaköy, Gölcük[14], Çarıklı, Misli[15] köylerine yerleştirilenler arasında görülmektedir. Bunlar, adı geçen köyleri terk ederek yiyecek temini amacıyla civar vilayetlere dağılmışlarıdır. Özellikle Misli köyüne yerleştirilen 300 hane tamamına yakını kaçmıştır. Gidenler, akarlarını da yanlarında götürmüşlerdir. Misli köyü çevresinde orman bulunmadığından kışın yakacak sorunuyla karşılaşan göçmenlerin bu bölgenin soğuğuna tahammül edemeyerek başka bölgelere yerleşmeye mecbur kaldıkları anlaşılmaktadır. Bu köye şimdiye kadar 87 baş çift hayvanı ve parası verilmiştir. Halbuki köyde 300 haneden fazla göçmen oturmaktadır. Bunların çoğunluğu da yardıma muhtaç durumdadır. Yetecek kadar tohumluk da dağıtılmamış olan bu köyde geçini ziraatla sağlayamayacak olanalar çaresizlikten firar etmektedir.
İnzibatiye tedbirler ile firar olayına engel olmak zordur. Köy halkına tohumluk, çift hayvan verilerek rahata kavuşturmak bu sayede verilen arazilerden yararlanmasına çalışmak gerekmektedir. Niğde kazasında geçimini temin edemediklerinden Konya vilayetinin Akşehir kazasına kaçan ve çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu bir göçmen kafilesine rastlamıştım. Yerel yönetim bunların yerleştirdikleri yerlere iadesini çalışıyordu. Hava çok soğuk ve her yer karla kaplı olduğu halde yaya olarak gidecek zavallıların durumu cidden merhamet edilecek durumdaydı. Açıklamaktan amacım göçmenleri bulundukları yerde üretici yapmak çarelerinin düşünülmesini göstermektedir.”
Kış şartlarının zorlu geçmesi, yardımların yetersiz kalması ve bölgenin verimsizliği ile Niğde’ye gelen muhacirlerin bir kısmı burada barınamamış ve farklı bölgelere tekrar göç etmek zorunda kalmışlardır[16].
DÖRDÜNCÜ KUŞAK MÜBADİL GÖZÜNDEN BOR’DA MÜBADİLLER VE YERLİLER ARASINDA YAŞANAN KÜLTÜRLEŞME
Mübadillerin Anadolu’ya yerleştikleri ilk zamanlar mübadiller ile yerliler arasında kız alıp verme olmazken üçüncü ve dördüncü nesil mübadiller arasında yerlilerle evlilik yoluyla akrabalık bağları kurulmuştur. Bunun nedeni Yunanistan’dan gelen mübadillerin birçoğunun Türkçeyi unutup Arnavutça konuşmalarından kaynaklanma olasılığının olmasıdır.
Mübadiller ilk zamanlar düğünlerini bir hafta sürecek şekilde yapıyorken daha sonra kültürlenmenin etkisiyle kına gecesi ve gelin alma olacak şekilde iki güne düşürmüşlerdir.
Cenaze merasimlerini ise iki tarafta İslami usullere göre uygulamaktadır fakat kişinin ölümünden sonra üçüncü ve yedinci gününde ölü dualarla yad edilir. Bu uygulama ilk zamanlarda mübadillerde olmazken daha sonra komşuluk ilişkilerinin etkisiyle mübadiller arasında da görülmeye başlanmıştır.
Üç ayların girişi ile birlikte ilk perşembe mübadiller oruç tutup yerli komşularına helva ve ekmek dağıtırken, yerlilerde üç ayların girişinde mübadil komşularına erzak ve yemek dağıtmışlardır.
Muharrem ayı geldiğinde tüm Anadolu’da aşure yapılır ve komşulara ikram edilir. Bor’da da yerliler aşureyi pekmez ve bulgur ile yaparken kültürlenmenin etkisiyle şeker ve dövme(keşkek) ile yapmaya başlamışlardır.
Mübadil kadınları yerli kadınları börek ve pide (ekmek olarak bilinen değil böreğe benzeyen bir hamur işi, pite olarak da söylenir) konusunda etkilerken, yufka ekmek yapımında yerli kadınlardan etkilenmişlerdir.
Üç ayların girişinde Bor’da siftah gecesi[17]kutlanır. Böyle bir gelenek mübadiller arasında olmamasına rağmen günümüzde her iki grup siftah gecesini ateş yakarak kutlamaya başlamıştır.
Yıllardan beri mübadiller Bor’da faaliyet gösteren dernek ve siyasi oluşumlara katılım göstererek memleketin yararına katkı sağlamışlardır.
1924 ve 1925’ten bu yana Allah, kitap, peygamber, bayrak ve vatan kavramları sayesinde birlik ve beraberlik sağlanmış kardeşlik bağı hiç çözülmeyecek şekilde atılmıştır.
İKİNCİ KISIM
A
Aamak: Aptal. Aktaş beldesi.
Aba: Amca kızı. Konaklı beldesi.
Abaçe: Küçük abla. Bor.
Abeçe: Abiciğim. Bor.
Abenın: Abim. Bor.
Aca: Amca. Kavuklu köyü.
Acanne: Hacı anne. Bor.
Acire: Hacer. Bor.
Açin: O zaman. Açin sen gelesin. O zaman geldiğinde. Bor.
Açkı: Anahtar. Dikilitaş köyü.
Aga: Amca. Dikilitaş köyü.
Agaluş: Ali ağa. Bor.
Ağurida: Ekşi erik. Yeşilyurt.
Ake: Yenge. Ake Cemile. Bor.
Akırmak: Çağırma, seslenme. Hasaköy.
Akıtma: Krep. Bor.
Aksos: Niğde merkeze bağlı Selanik muhacirlerinin yaşadığı Hasaköy’ün eski ismi.
Aktaş: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı bir belde.
Alapan: Kirli, kırışık. Bor.
Alas: Tuz. Yeşilburç köyü.
Alasındık: Allah’a sığındık. Bor.
Alerv: Un. Yeşilburç köyü.
Aliçka: Ali. Bor.
Alimisa: Halim’in karısı. Bor.
Alitace: Halit Amca. Bor.
Allahu kabul: Allah kabul etsin. Bor.
Allahu mozlend: Allah vermesin. Bor.
Alugu: At. Yeşilburç köyü.
Amır: Hamur. Hasaköy.
Anahil: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Dikilitaş köyünün eski ismi.
Anamak: Yerde yuvarlanmak. Hasaköy.
Anay: İki katlı ev. Kavuklu köyü.
Andaval: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Aktaş köyünün eski ismi.
Andavallı: Beceriksiz. Dikilitaş köyü.
Anönü: Köy meydanı. Hasaköy.
Anteri: Elbise. Hasaköy.
Antiri: Elbise. Yeşilburç köyü.
Appaa: Şaşırma ünlemi. Dikilitaş köyü.
April: Nisan. Bor.
Aralık: Salon. Hasaköy.
Aravan: Eskiden köy olan şimdi ise Niğde’ye bağlı Boşnak muhacirlerinin yaşadığı Kumluca mahallesinin eski ismi.
Aretlik: Ahiretlik. Kavuklu köyü.
Arni: Kuzu. Yeşilburç köyü.
Asiru: Beyaz. Yeşilburç köyü.
Aşlak: Kötü. Konaklı beldesi. Çok sıcak anlamında Bor muhacirleri kullanmaktadır.
Aşot: Haşere çocuk. Aktaş beldesi.
Avrik: Patavatsız. Kötü. Konaklı beldesi.
Ayde: Gel. Bor.
Aydin: Acele edin. Kavuklu köyü.
Ayıbiçin: Ayıp olur. Bor.
Azdrano: Selanik, Boşnak ve Bulgar muhacirlerinin yaşadığı şimdiki ismi Uluağaç olan Niğde merkeze bağlı bir köy.
B
Ba: Cümle sonuna eklenip erkeklere hitap olarak kullanılır. Nereye gidersin ba? Kavuklu köyü.
Baa: Şaşırma ünlemi. Baa niçin böyle olsun? Bor.
Bacu: Peynir. Yeşilburç köyü.
Badal: Merdiven. Aktaş köyü.
Bahşiş: Hediye. Aktaş beldesi.
Bakır: Kova. Aktaş beldesi.
Ballı: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı bir köy.
Banacak: Sebze yemeği. Aktaş beldesi.
Be: Kadınlar için kullanılan hitap ünlemi. Dikilitaş köyü.
Bedet: Mübeddet ya da Müveddet. Kadın ismi. Bor.
Bekolar: Bekir isminin kısaltması olarak Beko, ailesini belirtmek için Bekolar kullanılmıştır. Bor.
Belte: Bir tatlı türü. Dikilitaş köyü.
Beya: Cümle sonunda kullanılır. Sen ne anlatırsın beya? Kavuklu köyü.
Bıcı: Yavru kaz. Konaklı beldesi.
Bıcırığı çıkmak: İyice ezilmiş. Hasaköy.
Bıçkı: Testere. Dikilitaş köyü.
Bırantı: Kızmak. Konaklı beldesi.
Bızaa: Buzağı. Aktaş beldesi.
Biberkı: Biber. Bor.
Bidi: Yavru ördek. Konaklı beldesi.
Bijelak: Uluağaç köyünden Aktaş beldesine yerleşen Boşnak sülalesi.
Biliç: Piliç. Kavuklu köyü.
Biraneveli: Bir an önce. Aktaş beldesi.
Bire: Erkeklere hitaben kullanılan kelime. Gel bire gibi. Bor.
Biye: Behiye. Bor.
Biygir: Beygir. Kavuklu köyü.
Borani: Ispanak yemeği. Bor.
Böykana: Büyük anne. Aktaş beldesi.
Brab brab breeyyy: Beklenenden çok fazlasını görmek. Kavuklu köyü.
Bree: Hayret etme. Dikilitaş köyü.
Bukı: Ekmek. Bor.
Bulamaç: Şeker ve yağdan yapılan bebek maması. Kavuklu köyü.
Buri buri: Şuna bak. Aktaş beldesi.
Buşe: Kadın ismi. Bor.
Buva: Boğa. Hasaköy.
Bürümcük Gömlek: “T” formunda bir üst giysi.
Büyük anne: En büyük yenge. Dikilitaş köyü.
C
Caca: Amca. Bor.
Canafar: Canavar, kurt. Kavuklu köyü.
Ciko: Cevriye. Bor.
Cire: Hacer. Bor.
Com: Kayıp. Com oldu: kayboldu. Bor.
Cufka: Birbirine dolaşmış. Bor.
Culuk: Hindi. Aktaş beldesi.
Ç
Çaki: Kadar. Çaki sen gelesın. Sen gelene kadar. Bor.
Çarıklı: Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı bir köy. Köyün eski ismi bulunmamaktadır. Köyün ismi köye ayağında çarık olan bir ailenin gelmesi üzerine köy bu isimle anılagelmiştir.
Çenepe poğaçası: Çok sert olan buğday unundan yapılan bir yiyecek. Dikilitaş köyü.
Çerga: Kir. Bor.
Çıkan: Kuzen. Niğde genelinde muhacirlerin kullandığı kelime. Bu kelime Kavuklu köyünde akraba anlamında da kullanılmaktadır.
Çikancı: Konaklı beldesinde hala. Dikilitaş köyünde teyze çocuğu.
Çingil: Bakraç. Hasaköy.
Çirkine: Deccal. Aktaş köyü.
Çoloviç: Uluağaç köyünde yaşayan Boşnak sülalesi.
Çövdürmek: Küçük abdest bozmak. Yerliler çödürmek olarak kullanır. Kavuklu köyü.
Çuçka: Ezilmiş. Bor.
Çuk etmek: Kafasına vurmak. Bor.
Çupçe: Küçük kız çocuğu. Bor.
Çupka: Büyük kız çocuğu. Bor.
Çümek: Düğünde oynarken hoplamak. Hasaköy.
Çüvmek: Zıplamak. Dikilitaş köyü.
D
Dare: Def. Kavuklu köyü.
Debreştirmek: Karıştırmak. Hasaköy.
Denee: Yunanistan muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı bir köy.
Dermuson: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı Hançerli köyünün eski ismi. Dilmuson veya Delmuson olarak da geçer.
Dile: Adile. Bor.
Dirabazan: Korkuluk. Kavuklu köyü.
Dirmen: Değirmen. Hasaköy.
Diyalkı: Erkek çocuğu. Bor.
Divermek: Söylemek. Dikilitaş köyü.
Doğala: Huysuz, agresif, kötü davranan. Dikilitaş köyü.
Domatı: Domates. Bor.
Don: Şalvar. Bor.
Dube: Dursana. Kavuklu köyü.
Dudove: Çatal tatlısı olarak bilinen Boşnak tatlısı. Uluağaç köyü.
Dudu: Hasaköy, ve Dikilitaş köyünde abla, Konaklı beldesi ve Kavuklu köyünde kız kardeş olarak kullanılmakta.
Dumane: Şalvar. Bor.
Düdüm düdüm: Vurdum vurdum. Hasaköy.
Dümek: Dövmek. Hasaköy.
Düüm: İlmek. Hasaköy.
E
Eçi: Arkadaş. Dikilitaş köyü.
Eladım ma: Evladım baksana. Aktaş beldesi.
Elecek: Kapı mandalı. Hasaköy.
Elespit: Bisiklet. Kavuklu köyü.
Elki: Koyun sağma kabı. Dikilitaş köyü.
En camısı: En iyisi. Aktaş beldesi.
Encek: Köpek yavrusu. Kavuklu köyü. Hasaköy’de inecek anlamına gelir.
Enge: Yenge. Kavuklu köyü.
Enser/di: Çivi. Kavuklu köyünde enserdi. Dikilitaş köyünde enser olarak kullanılır.
Ercep: Reçep. Aktaş beldesi.
Erenduşa: Patatesle yapılan Boşnak yemeği. Uluağaç köyü
Eşkepa: Keser. Kavuklu köyü.
Eştı: Sus. Bor.
Evecik: Aceleci. Dikilitaş köyü.
Evene: Salon. Kavuklu köyü.
Evladınonus: Annesinin evladı. Bor.
Evlek: Tarlanın bir bölümü. Hasaköy.
Evvama: Eyvah. Hasaköy.
F
Faki: Mercimek. Yeşilburç köyü.
Fasil: Fasulye. Kavuklu köyü.
Fasulnik: Kuru fasulye ile yapılan börek. Bor.
Felka: Pişmiş et parçası. Bor.
Ferece: Palto. Aktaş beldesi.
Fılori: Altın. Bor
Fıta: Mutfak önlüğü. Kavuklu köyü. Hasaköy’de peştamal anlamında söylenmektedir.
Fıydırmak: Atmak. Konaklı beldesi.
Fila: Terlik. Dikilitaş köyü.
G
Gabran kulak: Koca kulak. Hasaköy.
Galemak: Arsız çocuk. Bor.
Gapçık Ağızlı: Büyük ağızlı, geveze. Kavuklu köyü.
Garafila: Karanfil. Yeşilburç köyü.
Gati: Kedi. Yeşilburç köyü.
Gelinalcı: Düğün konvoyu. Hasaköy.
Gevecenli: Hasta, bitkin, halsiz. Kavuklu köyü.
Gıcır: Kuş lastiği. Kavuklu köyü.
Gıcırgan: Isırgan otu. Hasaköy.
Gırc tuttu: Bel tutulması. Aktaş beldesi.
Gırlen/ar: Yunanistan’ın Kesriye şehrinin bir köyü. Kırlen olarak da bilinir. Bor muhacirlerinin bir kısmı buradan gelmiştir.
Gıyırmak: Tırmalamak. Dikilitaş köyü.
Gidişmek: Kaşınmak. Dikilitaş köyü.
Giye: Örgü şişi. Hasaköy.
Giza: Çökelek. Bor.
Goçe: Derleyen, toparlayan, büyük abi. Bor.
Godik: Eşek yavrusu. Konaklı beldesi.
Gösçük: Dolap. Aktaş beldesi.
Gözer: Elek. Hasaköy.
Groşanik: Yeşil mercimek yemeği ile yapılan börek. Bor.
Gupe: Yakup isminin telaffuz edilişi. Bor.
Gümbaca: Havalandırmak. Hasaköy.
Günayçin: Yazık, günah. Bor.
Günek: Gömlek. Aktaş beldesi.
Güve: Damat. Dikilitaş köyü.
Güveysi: Damat. Uluağaç köyü.
Güzleme: Börek gibi hamur açılır. İç olarak ceviz içi hazırlanır. Piştikten sonra baklava şerbeti ya da pekmez dökülerek yenir. Bor.
H
Hançerli: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı bir köy.
Hanteri: Yöresel bir giysi. Don- hanteri olarak iki parçadan oluşur. Kıyafetin tamamlayıcısı olarak oyalı yazma ve topuklu terlik giyilir. Bor.
Hamidiye: Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Selanik muhacirlerinin yaşadığı bir köy.
Hasaköy: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı bir köy.
Hayat: Ahır veya eşya toplanılan yer. Kavuklu köyü.
Haykırmak: Çağırmak, davet etmek. Dikilitaş köyü.
Hayrişiş: Yaramaz. Yeşilburç köyü.
Hırıp: Balık ağı. Aktaş beldesi.
Hiza: Keçi. Yeşilburç köyü.
Hlari: Kaşık. Yeşilburç köyü.
Humar: Eşek. Yeşilburç köyü.
Hurpişte: Niğde muhacirlerinin bir kısmının Yunanistan’dan geldiği köy. Rupiştar olarak da geçer.
J
Jur: Ateş. Bor.
I
Iştırma: Sus. Dikilitaş köyü.
Iksan: İhsan. Bor.
Iksı: Bir kişi hapşırdığında çok yaşa anlamında kullanılan söz. Kavuklu köyü.
Irıklı: Pis. Hasaköy.
Isla mısın: İyi misin. Hasaköy.
Ismala: Sipariş. Hasaköy.
Istamat: Huysuz, agresif, kötü davranan. Dikilitaş köyü.
Iştırma: Ses çıkarma. Hasaköy.
İ
İdır: Kelimenin sonuna gelir. Bugün pazaridır millet uyur. Bor.
İdin: Bozuk yumurta, intihap. Hasaköy.
İlen: Leğen. Hasaköy.
İlmiçka: Hilmi. Bor.
İnge: Yenge. Hasaköy.
İrilmiş: Eğrilmiş. Hasaköy.
İsa: Erkek şahıs isimlerinin sonuna eklenen bir ektir. Mustafisa yani Mustafa’nın eşi. Bor muhacirleri kadın isimlerinin ulu orta çağrılmasından pek hoşlanmadığından kadının kocasının ismine ek yaparak çağırmışlardır.
İsiin: Hüseyin. Hasaköy.
İskepar: Keser. Bor.
İsla: Güzel. Hasaköy, Dikilitaş köyü ve Konaklı beldesi.
İsmiyan: İsmihan. Kadın ismi. Bor.
İspisa: Kıymık. Konaklı beldesi.
İspita: Kibrit. Hasaköy.
İşi: Ekşi. Hasaköy.
İşrani: Hamur karma aleti. Kavuklu beldesi.
İye: Karabasan. Bor.
K
Kaçamak: Kaynar suda pişirilen hamur üstüne ceviz ve tere yağ dökülerek yenen tatlı. Niğde.
Kada: Kız kardeş. Dikilitaş köyü.
Kalak: Burun. Uluağaç, Kavuklu köyü ile Konaklı beldesi. Hasaköy’de çene anlamına gelmektedir.
Kani: Teyze/yenge. Aktaş beldesi.
Karacaviran: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Karacören köyünü eski ismi.
Kasi: Ateş küreği. Bor.
Kavgumak: Hoplamak. Hasaköy.
Kavuklu: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde’nin Bor ilçesine bağlı bir köy.
Kayışka: Pekmez ne nişastadan yapılan tatlı. Kayış gibi sündüğü için bu isimle bilinir. Bor.
Kaykılmak: Yan yatmak. Hasaköy.
Ken: Köpek. Bor.
Kersen: Hamur teknesi. Hasaköy.
Keşnek: Keşkek. Kavuklu köyü.
Kırı: Eşek yavrusu. Hasaköy.
Kırvat: Yatak. Konaklı beldesi.
Kızçe: Küçük kız çocuğu. Niğde genel.
Kiyat: Kağıt. Aktaş köyü.
Koca anne: Büyük yenge. Kavuklu köyü.
Kocaba: Büyük amca. Kavuklu köyü.
Koca buba: En büyük amca. Dikilitaş köyü.
Koca don: Şalvar. Dikilitaş köyü.
Koçenka: Buz gibi. Bor.
Kodiğme: Elleme. Hasaköy.
Kokatlık: Bayır aşağı. Aktaş beldesi.
Kokoşnik: Haşlanmış kemikli etin suyunu tepsiye kat kat serilmiş yufkaya serpilmesi ardından kemikli et yufka üstüne konur. Tekrar yufkaların üzerine et suyu serpilir. Eskiden tandırda şimdi ise fırında pişirilen börek.
Kolaç: Ev yapımı küçük ekmek. Çarıklı köyü.
Kolapana bezi: Bebek altı bezi.
Konaklı: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı bir belde.
Kosa: Tırpan. Konaklı beldesi.
Kosorka: Küçük bıçkı. Bor.
Kopanka: Tavuğun budu. Bor.
Kopça: Düğme. Dikilitaş köyü.
Kopil: Serseri. Dikilitaş köyü.
Kopuşturmak: Koşuşturmak. Dikilitaş köyü.
Korta: Şarapana. Kavuklu köyü.
Kozana: Yunanistan’ın bir köyü. Niğde muhacirlerinin bir kısmının geldiği yer.
Köfün: Büyük sepet. Dikilitaş köyü.
Krifçe: Niğde merkeze bağlı Yeşilburç köyü muhacirlerinin geldiği Yunanistan’a bağlı bir köy.
Kukul: Aptal. Niğde.
Kukumak: Baykuş. Hasaköy.
Kulaçe: Ekşi maya ile yapılan ev ekmeğinin küçüğü. Bor.
Kumluca: Niğde merkeze bağlı Boşnak muhacirlerinin yaşadığı mahalle.
Kungul: Erik. Bor.
Kurdanlı: Süslü. Dikilitaş köyü.
Kurdanlı: Kurtlu. Kavuklu köyü.
Kus: Güneş görmeyen yer. Aktaş beldesi.
Kuts: Topal. Bor.
Kü: Köy. Hasaköy.
Küçükne: Küçük anne. Hasaköy.
Kümbetı: Soba. Bor.
Künah: Günah. Kavuklu köyü.
L
Lalanik: Ayranla yapılan bir börek çeşidi.
Lere: Bırak. Bor.
Limnea: Selanik muhacirlerinin yaşadığı şimdiki ismi Yeşil Gölcük olan Niğde’ye bağlı bir köy.
Lopatı: Kürek. Bor.
Lopen: Kilolu. Konaklı beldesi.
Lözenka: Çubuk. Konaklı beldesi.
Lugat: Hortlak. Bor.
Lüpetka: Tirit. Konaklı beldesi.
M
Ma: Cümle sonuna eklenir. Kadınlar için kullanılır. Nereye gidersin ma? Kavuklu köyü. Bor muhacirleri de me derler. Ne dersin me. Ne diyorsun bana gibi.
Macir: Muhacir. Bor.
Maçorog: Erkek kedi. Konaklı beldesi.
Madala: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı Ballı köyünün eski ismi.
Maden: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı bir köy.
Magare: Eşek. Aktaş beldesi.
Makat: Tahtadan yapılmış sedir.
Maksım: Küçük çocuk. Aktaş beldesi.
Mamaliga: Kaynar suda pişirilen hamur üstüne ceviz ve tere yağ dökülerek yenen tatlı. Bor ve Konaklı beldesi.
Manca: Bir çeşit tarhana. Dikilitaş köyü.
Mancarak: Kertenkele. Aktaş beldesi.
Mancır: Yemeği yapılan bir ot cinsi. Kavuklu köyü.
Mangre: Yedin. Mangre ömrümü. Yedin ömrümü. Bor.
Mar: Kadınlara hitap için kullanılır. Dikilitaş köyü.
Marama: Şal. Kavuklu köyü.
Mari: Kadınlara hitaben kullanılan kelime. Nasılsın mari? Bor.
Martini: Bir silah markası ama genelde tabanca için kullanılır. Bor.
Mase: Kedi. Masenin musesine batmış bir ispisa. Kedinin bir taraflarına kıymık batmış. Niğde. Bor muhacirleri de kediye matska derler.
Matan: Ayran. Aktaş beldesi.
Mayış: Maaş. Aktaş beldesi.
Meçka: Ayı. Konaklı beldesi ile Bor.
Mengiş: Küpe. Dikilitaş köyü.
Meret: Yaramaz. Hasaköy.
Mıyıklama: Can sıkma. Hasaköy.
Mijdoris: Büryan. Bor.
Miltan: Gömlek. Konaklı beldesi.
Milu: Elma. Yeşilburç köyü.
Minti: Yalan. Dikilitaş köyü.
Misır: Mısır. Hasaköy.
Misli/Misti: Konaklı beldesinin eski ismi. Günlükçü ve gündelikçi anlamına gelir. Buranın halkı geçmişte gündelikçi olarak işe gittikleri için bu isimle anılmış.
Molı: Elma. Bor.
Momelemek: Sobelemek. Hasaköy.
Mostigoynı: Duymasınlar. Bor.
Mosturalık: Yaramazlık. Aktaş beldesi.
Moy: Kadınlara hitap ünlemi. Bor. Yerli halkın kullandığı “kı” kelimesi yerini karşılar.
Musalka: Mutfak önlüğü. Bor.
Mutfaçka: Evin dışında olan küçük mutfak. Bor.
Mübadil: Lozan Barış Konferansının imzalanması ile buraya gelen muhacirler için kullanılan terim. Arapça bir kelime olup karşılıklı yer değiştirme anlamında kullanılır.
N
Nakıt: Ne vakit. Dikilitaş köyü.
Nalin: Takunya. Aktaş beldesi.
Namma: Niye. Dikilitaş köyü.
Napez: Eşarp. Dikilitaş, Hasaköy ve Konaklı beldeleri.
Naştafa: El safası. Dikilitaş köyü.
Naştifa: Sürahi. Konaklı beldesi.
Neka: Ne kadar. Ayaçelerim neka ağrır. Ayaklarım ne kadar ağrıyor? Neka güzel. Ne kadar güzel? Bor.
Neyim: Naim. Bor.
Nina: Anne. Aktaş beldesi.
Nineba: Amca eşi. Bor. Bu bilgi aslen Borlu olan Isparta’da öğretmenlik yapan Serdar Toker’den aktarılmıştır.
Nira: Su. Yeşilburç köyü.
Nip: Torun. Bor.
Nono: Nene. Bor.
Nosrisa: Kuskus. Bor.
Nuse: Gelin. Bor.
Nuut: Nohut. Konaklı beldesi.
O
Obobo: Şaşırma ünlemi. Eyvah gibi. Bor.
Oca: İmam. Niğde geneli.
Oka: O kadar. Oka bilirsin? O kadar mı bilirsin? Bor.
Oklayı: Oklava. Bor.
Okuş: Oha. Hasaköy.
Olele: Yoruldum. Bor.
Ora: Saat. Yeşilburç köyü.
Orandan nasıl: Ailen nasıl. Hasaköy.
Oraz: Horoz. Aktaş beldesi.
Ö
Ömük: Boğaz. Kavuklu köyü. Halk arasında ümük olarak geçer. Ümüğünü sıkmak.
Örfene: Keçi etinden kazan içerisinde kendi yağı ile pişirilen yemek. Kavuklu köyü. Dikilitaş köyünde erfene olarak geçer.
P
Pança: Avuç içi. Aktaş.
Pançalak: Avuçlamak. Dikilitaş köyü.
Papara: Kulaçenin doğranıp üzerine sıcak su dökülüp suyun süzüldükten sonra doğranmış ekmeğin üzerine kızarmış tere yağ dökülüp sahurda yenen yemek. Bor.
Paprika: Biber. Dikilitaş köyü.
Partal: Yırtık, eski elbise. Konaklı beldesi. Bor’da ise partalka olarak kullanılır.
Pastay: Sonra. Bor.
Patati: Patates. Aktaş beldesi.
Paysınmak: Başlamak. Aktaş beldesi.
Peçka: Kavuklu köyünde soba, Çarıklı köyünde ise yufka ekmek pişirilen yer anlamında kullanılırken Bor’da ise büyük balık anlamına gelir.
Pedi: Çocuk. Ballı ve Çarıklı köyü.
Pelik: Saç örgüsü. Dikilitaş köyü.
Peran: Perihan. Bor.
Pesmet: Pişi. Konaklı beldesi.
Peşkir: Havlu. Dikilitaş, Kavuklu köyü ve Konaklı beldesi.
Petka: Yufka ekmek. Bor.
Petula: Pişi. Askere gidenlere ve yeni doğum yapmışlara götürülen hamur işi. Bor.
Pıçırık: İshal. Hasaköy.
Pırapaska: Yunanistan’ın Kesriye şehrinin bir köyü. Bor’da yaşayan muhacirlerin bir kısmı bu köyden gelmiştir. Günümüzdeki ismi Papreçko’dur.
Pırkalamak: Karıştırmak. Aktaş beldesi.
Pırşeş: Yoğurt ya da sütün içine ekmek doğranarak yenen yemek. Bor.
Pirasit: Tarlanın en küçük bölümü. Hasaköy.
Piligur: Bulgur. Yeşilburç köyü.
Pillak: Civciv. Aktaş beldesi.
Pinir: Peynir. Kavuklu köyü.
Pirpiryes: Biber. Yeşilburç köyü.
Pişaşkis: Tutuldum. Yeşilburç köyü.
Pişi: Kedi. Hasaköy.
Pita: Börek. Yeşilburç köyü.
Pite: Bir tepsilik mayalı hamur yoğrulur. Soğan, domates ve biber yağda kavrularak (iç olarak turşu lahana ya da kavrulmuş pırasa içine peynir katılarak iç hazırlanabilir) iç hazırlanır ve fırında pişirilir. Bor.
Piyik: Bıyık. Dikilitaş köyü.
Plak: Yaşlı adam. Bor.
Plaka: Yaşlı kadın. Bor.
Psumi: Ekmek. Yeşilburç köyü.
Potarazi: Aşırı yaramazlık yapan kız çocuğu. Kavuklu köyü.
Poturdak: Motorsiklet. Kavuklu köyü.
Pulu petka: Tavuklu yufka. Yufkanın tepsi içerisinde kırılmasından sonra üzerine tavuk suyu, kızarmış tereyağ ve ceviz dökülerek özellikle bayram sabahlarında yenen yemek. Bor.
Pürgü: Atkı. Dikilitaş köyü.
Püsküt: Bisküvi. Hasaköy.
R
Rayif: Rauf. Bor.
Rastagac: Yufka açma tahtası. Bor.
Rij: Pirinç. Yeşilburç köyü.
Romuk: Römork. Hasaköy.
Roşka: Sobada yakacak olarak kullanılan ağacın budanmış ince dalları. Bor.
Ruviz: Nohut. Yeşilburç köyü.
S
Saan: Tabak. Hasaköy.
Salikovisa: Salih’in karısı.
Samıt: Salak. Hasaköy.
Samit: Samet. Bor.
Samsak: Sarımsak. Hasaköy.
Sasima: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde merkeze bağlı Hasaköy’ün eski ismi.
Sastkı: Az. Bor.
Satı ekmek: Çarşı ekmeği.
Sayi: Sahi. Sayi dersın? Sahi mi dersin? Bor.
Sefte: İlk. Hasaköy, ve Bor. Dikilitaş köyünde yeni anlamında kullanılır.
Seme: Sersem. Aktaş beldesi.
Setere: Ceket. Aktaş beldesi. Bu kelime Arapça kökenli olup orijinali setredir. Tesettür kelimesinin kökü.
Sınmak: Bıkmak. Dikilitaş köyü.
Sıpıtmak: Fırlatmak. Dikilitaş köyü.
Sıracalı: Yaramaz çocuk. Kavuklu köyü.
Siracalı: Aceleci. Dikilitaş köyü.
Sıtmaç: Sığır çobanı. Hasaköy.
Sıvan: Soğan. Kavuklu köyü.
Sızdırma: Kavurma. Aktaş beldesi.
Sidirmek: İşemek. Aktaş beldesi.
Simsar: Düğünde erkek tarafından kız tarafına hediye götüren küçük erkek çocuğu. Dikilitaş köyü.
Sin: Saklanmak. Çarıklı köyü.
Siplemek: Batırmak, saplamak. Aktaş beldesi.
Spurit: Kuş. Yeşilburç köyü.
Stafila: Üzüm. Yeşilburç köyü.
Sulf düşmek: Yorulmak. Dikilitaş köyü.
Sulucaova: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Niğde’nin Çamardı ilçesine bağlı bir köy.
Susa: Cadde. Aktaş beldesi.
Suuk: Soğuk. Konaklı beldesi.
Süfür: Sahur. Bor.
Süüt: Söğüt. Kavuklu köyü.
Süvmek: Sövmek. Çarıklı köyü.
Ş
Şami: Yazma. Bor.
Şantava: Aptal. Dikilitaş köyü.
Şapare: İleri geri konuşmak. Bor.
Şarba: Eşarp. Bor.
Şarpi: Eşarp. Konaklı beldesi. Dikilitaş köyü.
Şavk: Işık. Dikilitaş köyü. Kavuklu köyünde ise elektrik, cereyan anlamında kullanılır.
Şayka: Çivi. Aktaş beldesi.
Şayki: Çivi. Bor.
Şeer: Şehir. Hasaköy.
Şılarma: Parlama. Dikilitaş köyü.
Şindrof: İç çamaşırı. Yeşilburç köyü.
Şkili: Köpek. Yeşilburç köyü.
Şoşan: Çorap. Aktaş beldesi.
T
Tahra: Nacak. Kavuklu köyü.
Tala: Tarla. Hasaköy.
Talika: At arabası. Aktaş beldesi.
Tamaarmak: Beğenmek. Aktaş beldesi.
Tara: Satır. Dikilitaş köyü.
Tarator: Cacık. Konaklı beldesi.
Tarkadan çatlayasıca: Öfke bildiren ifade. Dikilitaş köyü.
Tasvir: Fotoğraf. Dikilitaş köyü.
Taşi: Şimdi. Bor.
Tata: Abla. Bor. Niğde muhacirleri tato olarak ifade eder.
Tavunursun seni: Öfke bildiren ifade. Dikilitaş köyü.
Tebüle: İşte ya da işte böyle. Dikilitaş köyü. Kavuklu köyünde ise töbüle olarak geçer.
Tete: Teyze. Hasaköy, Dikilitaş köyü ve Bor.
Tıkız: Sert mizaç. Konaklı beldesi.
Tırana: Tarhana. Bor.
Tırhan: Yunanca değirmen taşı anlamına gelen bu kelime Niğde merkeze bağlı Selanik muhacirlerinin yaşadığı bir köy. Eski isimleri Tirchin/Tırxan/Traxan olarak geçer.
Tirki: Tepsi. Dikilitaş köyü.
Tiyana: Selanik muhacirlerinin yaşadığı Yeşilburç köyünün en eski ismi. Eski zamanlarda, günümüzde Kemerhisar ismiyle anılan Tyana’dan göç edenler buraya Tiyana demişlerdir.
Tişir: Yeter. Aktaş beldesi.
Tivır: Çevir, kapat, ört. Aktaş beldesi.
Tolu: Dolu. Hasaköy.
Tomati: Domates. Aktaş beldesi.
Tuum: Tohum. Hasaköy.
Tutalaklı: Evhamlı. Dikilitaş köyü.
U
Uh batası: Azarlamak. Hasaköy.
Ulak: Oğlak. Aktaş beldesi.
Umbarek: Mübarek. Hasaköy.
Umrella: Şemsiye. Yeşilburç köyü.
Ura: Un. Aktaş beldesi.
Urba: Elbise. Dikilitaş köyü.
Use: Hüseyin isminin kısaltılması. Hatta. Bor’da Useler olarak anılan aile vardır. Bor.
Uşak: Çocuk. Konaklı.
Uva: Kapalı bir mekanın dışı. Aktaş beldesi.
Ü
Üsen: Hüseyin. Aile büyüklerimizden biri Üsen Dayı olarak anılırdı. Bor.
Üsürmek: Öksürmek. Aktaş beldesi.
V
Velespit: Bisiklet. Dikilitaş köyü. Bu kelime Fransızcadan geçmiştir. Osmanlı Devleti döneminde yaygın olarak kullanılmıştır. Bizim muhacirlerde bisiklet yerine bu kelimeyi kullanmayı tercih etmişler.
Voy: Arkadaş. Nasılsın voy? Bu kelime hem arkadaş olarak kullanılır hem de cümle içerisinde kullanılan la kelimesini de ifade eder. Bor.
Y
Ya: Evet. Konaklı beldesi.
Yağdıç: Çok kirli. Hasaköy.
Yalabık: Pürüzsüz. Hasaköy.
Yali: Ayna. Yeşilburç köyü.
Yampiri: Yamuk. Dikilitaş köyü.
Yanaslamak: Taklit etmek. Dikilitaş köyü.
Yardıman: Merdiven. Aktaş beldesi.
Yasla: Hayvan yemliği. Hasaköy.
Yastacı: Hamur tahtası. Dikilitaş köyü.
Yapa: Koyun yünü. Konaklı beldesi.
Yemlik: Tohumun en küçüğü. Hasaköy.
Yemen: Ayakkabı. Dikilitaş köyü.
Yemeni: Yazma. Aktaş beldesi.
Yımıta: Yumurta. Hasaköy.
Yırmanmak: Tırmanmak. Aktaş beldesi.
Z
Zahar: Toz şeker. Yeşilburç köyü.
Zaharatu: Misafir şekeri. Yeşilburç köyü.
Zare: Geliyorum. Aktaş beldesi.
Zayır: Herhalde. Dikilitaş köyü.
Zene: Zengine. Kadın ismi. Bor.
Zere: Sakın ha. Aktaş beldesi.
Zımzık: Misket. Hasaköy.
Zonya: Kadın. Bor.
SONUÇ
Sonuç olarak Niğde merkez, ilçe ve köylerindeki yaşayan mübadil ve muhacirlerle irtibata geçerek beş yüze yakın kelime derleyebildim. Elbette bu kelime sayısı çok az, kelime sayısının binleri bulması gerekir. Birinci kuşak muhacir ve mübadillerin vefat etmiş olması ikinci kuşak mübadillerden de hayatta kalanların sayısının yok denecek kadar az olması işimizi hayli zorlaştırdı. Üçüncü ve dördüncü kuşak mübadil ve muhacirlerin de yerli halkla kaynaşması ve teknolojik gelişmelerin hızla ilerlemesi onların eski kelimeleri bilmesini güçleştirmiştir. Hatta bazı mübadil köylerinin muhtarlarıyla görüştüğüm zaman eskiye dair hiçbir kelime bilmediklerini söylediler. Bu durum Rumeli’den gelen kültürün hızlı bir şekilde yok olduğunu göstermektedir. Tabi ki gönlümüz tamamen Türkçe kelimelerden oluşan bir konuşmadan yana ama teknolojik gelişmelerle birlikte günümüzde dilimize birçok yabancı kelimenin girmesine neden olmuştur.
Şöyle bir durum söz konusu: Balkanlardan aynı köyden gelip de Niğde’de farklı köylere iskan edilen insanların kullandıkları aynı anlama gelen kelimelerde değişiklik söz konusu olmuştur. Kısa mesafede de olsa coğrafi farklılık konuşulan dile etki ettiğini söylemek mümkün.
H harfi ile başlayan kelime bulamayacağımı düşünmüştüm ama bazı köylerde h harfi ile konuşulan kelimelere rastladım. Çünkü mübadil ve muhacirler günlük hayatta konuşurken h harfini yuttukları gözlemlenmiştir. Mesela Hasan yerine asan, muhacir yerine macir kelimeleri kullandıkları bilinmektedir.
Balkanlardan göçle sadece insanlar gelmedi aynı zamanda büyük bir medeniyet geldi. Osmanlı Devleti’nin Balkanları elinde tutması için orada oluşturduğu hassas siyasetin günümüze kadar gelen etkilerine şahit oluyoruz.
Umarım bu konu ile ilgili mübadil ve muhacirlerin yaşadığı şehirlerde daha büyük ve daha detaylı çalışmalar olur.
ÜÇÜNCÜ KISIM
FOTOĞRAFLAR
FOTOĞRAF 1 Birinci ve İkinci Kuşak Mübadiller: İslam Ağa (sandalyede oturan) ve çocukları.
FOTOĞRAF 2 Birinci ve İkinci Kuşak Mübadiller: Ali Biltekin (kasketli olan) ve ailesi. Ayakta duran soldaki kişi: Niğde Bor’da uzun zaman kahvehanecilik yapmış olup aynı zamanda İğneci Nihat olarak anılmıştır.
FOTOĞRAF 3 Birinci ve İkinci Kuşak Mübadiller: sağdaki Aşağı Sokubaşı Mahallesinde uzun süre muhtarlık yapmış olan Necdet Pişkin, soldaki Baba Rasim Pişkin
FOTOĞRAF 4 Birinci Kuşak Mübadil: Ali Biltekin
FOTOĞRAF 5 İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Kuşak Mübadil: Sağdaki Nuran Kartal, ortadaki Anne Ayten Tokmak soldaki ben. Misafir olarak gittiğim Yeşilburç Köyü hatırası.
FOTOĞRAF 6 İkinci Kuşak Mübadil: Konaklı Beldesinden Ömer Ergül
FOTOĞRAF 7 Birinci ve Üçüncü Kuşak Mübadiller: Hüseyin Toker (aile içerisinde Üsen Dayı olarak bilinir) ve yeğenleri
FOTOĞRAF 8 Birinci kuşak mübadiller.
FOTOĞRAF 9 İkinci ve Dördüncü Kuşak Mübadiller: Nihat Biltekin ve torunları
FOTOĞRAF 10 İkinci ve Üçüncü Kuşak Mübadiller: Necdet Pişkin ve Oğulları, soldan sağa: Fatih Pişkin, Necmi Pişkin, Necati Pişkin
FOTOĞRAF 11 Aşağı Sokubaşı Mahallesi, İkinci Kuşak Mübadiller
FOTOĞRAF 12 Üçüncü Kuşak Mübadil: Abdullah Özdamar
FOTOĞRAF 13 Birinci ve İkinci Mübadiller: Rahime Pişkin (aile içinde nono olarak anılır. Benim kendi ailem içerisinde de Nonoday olarak bilinir) ve oğlu Necdet Pişkin
FOTOĞRAF 13 İkinci Kuşak Mübadil: Hacer Aksel (Mahallede Acire olarak bilinir)
FOTOĞRAF 13 İkinci ve Üçüncü Kuşak Mübadiller: Necdet Pişkin ve eşi Nurten Pişkin küçük kız çocuğu Fatma Tekinarslan
FOTOĞRAF 14 Muhacirlerin Yaşadığı Dikilitaş Köyü: Köye isim ver dikili taş.
FOTOĞRAF 15 Bor ilçesine bağlı Kozana muhacirlerinin yaşadığı Kavuklu köyü. Köye isim veren Kavuklu Dede mezarı
FOTOĞRAF 16 Türk mübadiller yerleşmeden önce ibadethane olarak kullanılan Konaklı Beldesinde bulunan kilise.
FOTOĞRAF 17 Konaklı Beldesinde bulunan kilisenin içi
FOTOĞRAF 18 Niğde Çarıklı köyünde bulunan kilise cami.
FOTOĞRAF 19 Niğde Uluağaç köyünde bulunan Rum okulu. Cumhuriyet döneminde de belli bir zaman faaliyet göstermiştir.
FOTOĞRAF 20 Niğde Uluağaç köyünde bulunan tarihi bir ev. Bu ev Dr. Burhanettin Demircioğlu’na ait olup günümüzde restore görmüştür
FOTOĞRAF 21 Niğde Uluağaç köyünde bulunan şapel
FOTOĞRAF 22 Niğde Çarıklı köyünde bulunan Rumlardan kalma ev. Bu evin sahibinin soyundan gelenler hala Niğde ile bağlantıları bulunmaktadır.
FOTOĞRAF 23 Niğde Çarıklı köyünde yaşayan Romanya Silistre muhaciri Salim Okurlar
FOTOĞRAF 24 Niğde Ballı köyünde bulunan Rumlardan kalma kilise. Bu köyde günümüzde Selanik mübadilleri yaşamaktadır
FOTOĞRAF 25 Niğde Hançerli köyü. Rumlar tarafından kutsal kabul edilen su.
FOTOĞRAF 26 Niğde Dikilitaş köyünde bulunan Rumlardan kalma kilise
KAYNAKÇA
2.https://www.ekrembugraekinci.com
[1] https://tr.wikipedia.org/wikiEvlad-ı_Fatihan
[2] Yusuf HALAÇOĞLU, https://islamansiklopedisi.org.tr/evlad-i-fatihan,
[3] https://www.ekrembugraekinci.com/article/?ID=225&rumeli%27de-osmanli-g%C3%A2zileri:-evl%C3%A2d-i-f%C3%A2tih%C3%A2n
[4] A.g.m. HALAÇOĞLU.
[5] Müslim, İman: 111
[6] BUDAK, Ömer, MÜBADELE MESELESİ VE LOZAN’DA ÇÖZÜMÜ, chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://www.ajindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423906779.pdf, s. 131-134.
[7] https://tr.wikipedia.org/wiki/Türkiye-Yunanistan_nufus_mübadelesi
[8] ARSLANER, Ömer Senan, Yunanistan ile Mübadelenin Nedenleri ve Sonuçları (Yüksek Lisans Tezi), İstanbul 2016, s. 61-62. http://tez.yok.gov.tr
[9] DEMİRTAŞ Barış, LOZAN MÜBADELE SÖZLEŞMESİ’NİN ETKİLERİ VE SONUÇLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA (Yüksek Lisan Tezi), Bursa, 2008, s. 9-11. http://tez.yok.gov.tr
[10] DEMİRTAŞ, a.g.e.
[11] ÇAVDAR, Hüseyin, MÜBADELEDE HİLAL-İ AHMER CEMİYETİ’NİN SELANİK’TEKİ FAALİYETLERİ (Ekim 1923-Ekim 1924), Mayıs 2018, s. 11-14. http://tez.yok.gov.tr
[12] Semendire günümüzde Niğde merkeze bağlı Ovacık köyü. Bu köyde günümüzde hiç Selanik muhaciri yaşamamaktadır. Bir de Ulukışla ilçesine bağlı Ovacık köyü vardır.
[13] Niğde merkeze bağlı Yeşilova köyü.
[14] Niğde merkeze bağlı Yeşil Gölcük köyü.
[15] Misli, günümüzde Niğde merkeze bağlı Konaklı beldesi.
[16] ÖRNEK, Saim, NİĞDE İLİ SELANİK MUHACİRLERİ MUTFAK KÜLTÜRÜNDE KİMLİK VE BELLEK ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA, GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ, EYLÜL 2022, s.62-63.http://tez.yok.gov.tr
[17] Rivayete göre bu gecede Müslüman gençler gayri müslim akranlarına şaka olması amacıyla maytap atarlarmış başka bir rivayete göre ise tam tersi durum söz konusu olmuştur.